Katil Beyaz Adam
Dün Kızılderili bir çocuktum ben,
tabiatla iç içe,
boğulmuş sevince.
Arılarla, kelebeklerle, kuşlarla yan yana
yaşardım dağlarda, mutlu ve özgürce.

Bir gün;
o güne kadar görmediğim, tanımadığım
adına beyaz adam denilen;
- yüzü beyaz, gözü kalleş, özü kara -
birtakım adamlar işgal etti yurdumu,
kendi yurdumda beni
mahkum ederek yoksunluklara.

Dün zenci bir çocuktum,
- yüzü siyah, özü süt gibi saf, ak -
sevgisi gökyüzü kadar sonsuz,
sevinci; sevgisi ve göğsü kadar berrak.

Bir gün; çok çok ırak
bir diyardan,
adına beyaz adam denilen,
- yüzü beyaz gibi, gözü şeytan, özü kara -
birtakım adamlar beni
zincirlere vurarak.

Yuvamdan, yurdumdan
söküp köle diye götürdü bir diyara,
sevgiye, sevince çok çok uzak.
Aman Yarab! !
Böylesine korkunç olur muymuş insan! ?
Ve böylesine korkunç olur muymuş yaşamak! ?
Hâlâ mümkün değil anlamak! ?

Dün bir Vietnamlı çocuktum,
umutlarımda özgür,
hayallerimde sermest.
Yaşıyordum korkusuzca,
ormanlar ve yeşillikler içinde sere serbest.

Barış gölgesine sığınmış…
-meğer fesatlığı yığın yığınmış
adına beyaz adam denilen,
- yüzü beyaz, özü simsiyah, eyvah! -
birtakım adamlar yurdumu istilâ etti.
Kan gölüne döndü her taraf,
yağmur yerine bomba, füze, kurşun
yağdı gökten üstümüze.
Biz vatanımızı savunurken
Hepsini tüketti,
ne varsa sevgiye, sevince dâir içimizde.
kâtil denildi bize.

Dün, küçük mini minnacık
bir Japon çocuktum, Hiroşima, Nagazaki’de.
Sevinçler dağıtır gülüşlerimle,
barışı kucaklardım rüyâmda.
Benden daha mutlu çocuk yoktu dünyada.!

Adına beyaz adam denilen;
adama hiç benzemeyen
- özü kapkara, yüzü beyaz,
sevgisi buzul, şefkati ayaz -
bir takım adamlar;
evimi barkımı
anamı babamı
kardeşlerimi,
düşlerimi yok eden atom bombası
-siz “kıyâmet bombası” deyin-
yağdırdı gökten üstümüze.
Kendi vatanımda ne acı,
suçlu kâtil denildi bize.!

Dün Afganistanlı bir çocuktum
Hindikuş dağlarında,
kendi dünyasına dalmış
habersiz dünyadan.
Bir gün;
bomba, füze, kurşun, feryat
ve imdat sesleriyle uyandım
kâbuslardan uyanır gibi,
daldığım güzel uykudan.
Gözlerim yerlerinden fırlayacakmış gibi,
dizlerim titreyerek korkudan.
Ekmekten aştan özgürlükten,
mahrum giyecekten, bir damla sudan.!
Ses çıkmıyordu
dokundum,anamdan babamdan,
kanlar sızıyordu her yanımdan.

Bugün Filistinli bir çocuğum!
suç ise eğer Filistinli olmam.
Özgürlük sütünü içirmeye başlamış,
bulabilirse yiyecek bir şey,
emzikteyken anam.
Dün kardeşlerimi katleden kâtillere,
taş atmayı öğrendim sokaktan.
Benim için en büyük suçmuş!
üstümüze kurşun, bomba yağdırırken düşman.
Aslâ suç değilmiş,
pişman mısın? denilse;
değilim aslâ pişman! !

Barışı beklerken uzaklardan,
bugün evim barkım
rüyalarım, umutlarım,
her şeyim yok edilir en yakından.!
Ama gık bile demez
adına beyaz adam denilen
-özü zift gibi karanlık-
zulmün hâmisi
zâlim, zâlime damızlık şişman.!

Bekleyin ve görün!
çıkacak bir gün,
bugün değilse yarın!
Bu gözü dönmüş kâtillerden,
acımasızca yaptığı
sessiz ve ruhsuzca seyrettiği
korkunç manzaraların hesabını soran!

Ey içi ürperenler! ! !
İçleri hınçla dolan
gözleri kan çanağı olanlar!
Hiç değilse yalvarın, yakarın
olmasın şu güzel dünya
sevgisizlikten harâbe, vîran!

Ben dün Kızılderili, Zenci, Japon,
Vietnamlı, Afganistanlı bir çocuktum.
Bugün Çeçenistanlı, Filistinli.!
Yarın kim olacağı belirsiz bir çocuğum
Bitmez,aslâ bitmeyecek! ! !
Barışa, kardeşliğe susamam! .
Sevgiye, sevince yolculuğum!
Tâlan edilse de varlığım,
koparılsa başım…
kesilse sesim soluğum! ...
Herkes pussa bile, ben pusamam!

Ey insanlık! !
ben öleyim…öldürüleyim…
eğer hakkınızsa, hak ediyorsanız! ?
sizin için!
sizlerse seyredin olanları içiniz sızlamadan…
kılınızı kıpırdatmadan…
ben yok olayım tek,
Siz var olun!
Siz sağ olun! ...
Gözyaşı bile dökmeyin benim için! ?



Yorumlar
Bu Şiiri Yorumlayın