Kuraklık
Ne görendir ne de duyan
Can kendi derdine yayan
Ne kaldı ki kurumayan
İlk önce özler kurudu.

Akıl mahkum, fikir sarhoş…
Gâye olmuş, olmamış, hoş…
Bakışların menzili boş…
Görmüyor, gözler kurudu.

Heyecansız..ürkek canlar…
Isınmaz, ne yansa kanlar..
Ne anlatır, ne de anlar
Mânâsız, sözler kurudu.

İnsanlık isyankâr uydu…
Ruhunu edepten soydu…
Hayâyı bir yana koydu…
Utanmaz, yüzler kurudu.

Ezsen taşlarla başını…
Akıtmaz damla yaşını…
Kaybetmiş, öz savaşını
Baharlar, güzler kurudu.

Hem vücut kır, hem de isim…
Değişmez hiç, aynı resim…
İklim, iklim; mevsim, mevsim…
Kışlarla yazlar kurudu.

Dağ, taş, ova her tarafta…
Özler kıraç, her şey lafta…
Sakınca yok itirafta…
Erimez, buzlar kurudu.

Yapan pişkin, gören pişkin…
Alan pişkin, veren pişkin…
Ezilen, dem süren pişkin…
Demek ki tuzlar kurudu.



Yorumlar
Bu Şiiri Yorumlayın